Blog
Yayın: 19 Oct 26Okuma Süresi: 4 dk
Bir COP'ta alınan kararlar şirketlere doğrudan bir yükümlülük olarak ulaşmaz; ulusal mevzuat, karbon piyasası kuralları ve finans kuruluşlarının talepleri üzerinden ulaşır. Türkiye'nin ilk kez ev sahipliği yaptığı COP31, 9–20 Kasım 2026'da Antalya'da toplanıyor. Zirvenin gündeminden Türk şirketlerinin takvimine girecek başlıkları üç kanalda izlemek mümkün.
COP31'de Türkiye ev sahibi ülke olarak Taraflar Konferansı başkanlığını üstleniyor; başkanlığı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum yürütüyor. Müzakerelerin başkanlığını ise Avustralya üstleniyor. Bu yazıda zirvede beklenen başlıkları ve bu başlıkların şirketlere hangi yoldan ulaşacağını özetliyoruz. Zirvenin sonuçlarını, kararlar netleştikçe ayrıca değerlendireceğiz.

Paris Anlaşması'na taraf ülkeler, emisyon azaltım hedeflerini ulusal katkı beyanlarıyla (NDC) bildiriyor. Türkiye, 2025'te sunduğu ikinci ulusal katkı beyanında 2035 için emisyonlarını referans senaryoya göre 466 milyon ton CO₂e azaltmayı ve 643 milyon ton CO₂e ile sınırlandırmayı hedefledi. Uzun vadeli hedef ise 2053 net sıfır.
COP31'de ülkelerin yeni nesil katkı beyanlarının toplam etkisi ve hedeflerin artırılması gündemde olacak. Bu hedeflerin şirketlere ulaştığı yer ulusal mevzuattır:
İklim Kanunu: emisyon ticaret sistemini ve karbon fiyatlandırmasını kurdu. Ayrıntılar için İklim Kanunu ve karbon fiyatlandırması yazımıza bakabilirsiniz.
TR ETS Yönetmeliği: tesisleri emisyonlarına göre kategorilere ayırıyor; izin, izleme, raporlama ve tahsisat yükümlülüklerini belirliyor. Pilot dönem için TR ETS pilot dönemi kararı yazımıza bakabilirsiniz.
TSRS: büyük şirketlerin iklimle ilgili risklerini ve emisyonlarını raporlamasını zorunlu tutuyor.
Ulusal hedef ne kadar sıkılaşırsa, emisyon ticaret sistemindeki tahsisat miktarı ve ücretsiz tahsisatın payı da o ölçüde şekillenir.
Paris Anlaşması'nın 6. maddesi, ülkelerin emisyon azaltımlarını birbirine aktarabileceği uluslararası karbon piyasalarının kurallarını düzenliyor. Madde 6'nın uygulanmasına ilişkin müzakereler COP31'in beklenen gündem başlıkları arasında.
Bu başlık Türk şirketlerini iki yoldan ilgilendiriyor:
Proje geliştiriciler: Türkiye'de geliştirilen emisyon azaltım projelerinden elde edilen kredilerin uluslararası piyasada nasıl kullanılabileceği, Madde 6 kurallarına ve ulusal yetkilendirmeye bağlı.
Kredi kullanan şirketler: İklim Kanunu, denkleştirme kredilerinin ETS yükümlülüklerinin bir kısmını karşılamasına imkân tanıyor. Hangi kredilerin kabul edileceği, ulusal ve uluslararası kurallar netleştikçe belirlenecek.
Karbon kredisinin değeri, üretildiği projeden çok, hangi kurala göre kimin hedefinde sayılabildiğine bağlı hâle geliyor.
COP29'da kabul edilen yeni iklim finansmanı hedefinin takibi ve iklim değişikliğine uyum göstergeleri de COP31'in beklenen başlıkları arasında. Bu başlıklar şirketlere çoğunlukla finans kuruluşları üzerinden ulaşıyor:
Bankalar: finanse ettikleri emisyonları hesaplamak (PCAF) ve iklim risklerini raporlamak için müşterilerinden emisyon verisi istiyor.
Uluslararası finans kuruluşları: sürdürülebilirlik bağlantılı kredilerde ölçülebilir iklim performans göstergeleri ve bağımsız görüş (SPO) arıyor.
Uyum: fiziksel iklim riskleri, TSRS 2 kapsamında raporlanan risk ve fırsatların bir parçası.
Bu kanalın şirketler için somut karşılığı, kredi ve yatırım süreçlerinde istenen iklim verisinin kapsamının genişlemesi.
Ulusal katkı ve ETS: zirve sonrasında ulusal hedeflere ve emisyon ticaret sisteminin pilot dönemine ilişkin duyurular.
Madde 6 kararları: uluslararası karbon kredisi ticaretinin kurallarında netleşen başlıklar ve ulusal kayıt sistemine etkisi.
Finansman ve raporlama: bankaların ve uluslararası finans kuruluşlarının iklim verisi taleplerindeki değişiklikler.
COP31, 9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya'da yapılıyor. Türkiye'nin ilk kez ev sahipliği yaptığı Taraflar Konferansı'dır.
Türkiye ev sahibi ülke olarak COP31 başkanlığını üstleniyor ve başkanlığı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum yürütüyor. Müzakerelerin başkanlığını Avustralya üstleniyor.
COP kararları ülkeler arasında alınır ve şirketlere doğrudan yükümlülük getirmez. Şirketleri etkileyen, bu kararların ulusal mevzuata, karbon piyasası kurallarına ve finans kuruluşlarının taleplerine yansımasıdır.
Türkiye'nin uzun vadeli hedefi 2053'te net sıfır emisyona ulaşmaktır. 2025'te sunulan ikinci ulusal katkı beyanında 2035 için referans senaryoya göre 466 milyon ton CO₂e azaltım ve emisyonların 643 milyon ton CO₂e ile sınırlandırılması hedeflendi.
COP31 gündemindeki karbon piyasası ve mevzuat başlıklarının şirketinize etkisini değerlendirmek için karbon piyasaları ve iklim projeleri hizmetimizi inceleyebilir, sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İletişime geçin
Burada okuduğunuz bir şey canlı bir projeye, bir raporlama tarihine veya değerlendirdiğiniz bir karara denk geliyorsa — faydalı bir görüşme yapmaktan memnuniyet duyarız.
Bize ulaşınSürdürülebilirlik hedeflerinizi konuşalım.