Blog
Yayın: 25 Mar 22Okuma Süresi: 4 dk
Nüfus artışı ve sanayileşme sonucunda artan çevresel riskler, sürdürülebilirlik kavramının önemini artırmaktadır. İnsan faaliyetlerinin doğaya verdiği zararı önleme ve dünyanın geleceğini güvence altına alma, sürdürülebilirliğin temelini oluşturmaktadır.

Sürdürülebilirliği ele alırken kalkınma sürecinde uygulanan faaliyetlerin gelecek nesillere nasıl bir etki bıraktığı üzerinde durulmalıdır. Örneğin, ekonomik faydanın çevresel ve sosyal değerlerin önüne geçmesi, geri dönüşü olmayan küresel sorunlara yol açabilir. Bu sorunlara örnek olarak iklim değişikliği ve çevre kirliliği verilebilir.
Sürdürülebilirliğin 3 boyutu; ekonomik, çevresel ve sosyal bileşenlerden oluşmaktadır. Bu 3 temel unsuru da eşit ölçüde göz önünde bulundurmak, bütüncül bir yaklaşım sağlamaktadır. Böylece, geleceğe güvenle bakmanın önü açılır.
Bu 3 boyutu ve özelliklerini sizin için inceledik. Önce, sürdürülebilir kalkınmayı daha yakından tanıyalım:
Sürdürülebilir kalkınma; gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılayabilme yeteneklerini sınırlamadan gerçekleştirilen kalkınma anlayışı anlamına gelmektedir.
Teknolojik gelişmelerle birlikte üretim ve tüketim seviyelerinde artış meydana gelmiştir. Aynı doğrultuda, insan faaliyetlerinin çevresel etkisi de giderek artmaktadır. Tüm bu gelişmeler, sosyal yapıların içerisinde gerçekleşmektedir. Gelir dağılımı, ayrımcılık ve fırsat eşitliği gibi birçok konu ekonomik gelişmenin sosyal yönünün önemini ortaya koymaktadır.
Sürdürülebilirliğin ekonomik, sosyal ve çevresel alanlarla kesişen bir yapıda olması tek boyutlu incelemeleri geçersiz kılmaktadır. Günümüzü ve geleceği aynı anda güvence altına almaya çalışan uluslararası girişimler mevcuttur.
İlk olarak, 1987 yılında, Dünya Ekonomik Kalkınma Komisyonu (WCED), “Our Common Future” Brundtland raporu ile sürdürülebilir kalkınma kavramının 3 boyutuna vurgu yapmıştır.
Günümüzde, Birleşmiş Milletler, 2030 yılına kadar gerçekleşmesi hedeflenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile sürdürülebilirliğin 3 boyutunun da eşit bir şekilde önemli olduğunu vurgulamıştır.
Sürdürülebilirliğin uluslararası alandaki gelişimine kısaca bir göz atalım:
Brundtland raporu, kapsamlı içeriği sayesinde sürdürülebilirlik alanında önemli bir yere sahiptir.
1987’de yayınlanan Brundtland raporuna göre sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için gerekenler:
İletişime geçin
Burada okuduğunuz bir şey canlı bir projeye, bir raporlama tarihine veya değerlendirdiğiniz bir karara denk geliyorsa — faydalı bir görüşme yapmaktan memnuniyet duyarız.
Bize ulaşınSürdürülebilirlik hedeflerinizi konuşalım.
Birleşmiş Milletler, 2015’te yayınlanan “Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Gündemi” ile sürdürülebilir kalkınmanın 3 temel bileşenine bağlılığını göstermiştir. Bu kapsamda geliştirilen 17 hedef, sürdürülebilir bir gelecek için yol haritası oluşturmaktadır. Bu gelişme, uluslararası alanda ekonomik, sosyal ve çevresel anlamda ortak bakış açısının devam ettiğini göstermektedir.
Bu 3 temel unsurun birbirine bağlı olarak tanımlanması, sürdürülebilirliğin çok yönlü olma özelliğini gösteriyor. Unutmamak gerekir ki, tek bir boyutunda meydana gelen iyileşme veya kötüleşme diğer boyutları da doğrudan etkilemektedir. Sürdürülebilirliğin bu özelliği, 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile tekrar ortaya konmuştur.
Sürdürülebilirliğin 3 boyutu, birbiriyle iç içe geçen bir yapıya sahiptir. Her ne kadar ayrı olarak tanımlansalar da, bu boyutları birbirini tamamlayan ögeler olarak ele almak gerekmektedir. Bu yüzden, sürdürülebilir kalkınmanın varlığından bahsetmek için her boyutta iyileşme ve gelişme olması gereklidir. Birbirleriyle çok yakın ilişki içinde olmaları bu boyutları aynı derecede önemli kılmaktadır.
Sürdürülebilirliğin temelini oluşturan ekonomik, sosyal ve çevresel boyutları daha yakından tanıyalım.
Sürdürülebilirliğin ekonomik boyutu; ekonomik büyüme, verimlilik, üretim süreçleri ve yatırım gibi konularla yakından ilgilidir.
Sürdürülebilirliğin sosyal boyutu; toplumsal değerlerin, ilişkilerin ve kurumların geleceğe yönelik devamlılığı ile alakalıdır.
Toplumsal bütünlük sağlanması ve geleceğe yönelik ortak hedeflerin varlığı sosyal anlamda sürdürülebilirliğin elde edildiğini gösterir.
Fırsat eşitliği, yaşam kalitesinde iyileşme, hak ve özgürlüklerin ve temel bireysel ihtiyaçların sağlanması sürdürülebilirliğin sosyal bileşeni kapsamına girmektedir.
Sosyal boyutta sürdürülebilir bir toplumun dayandığı 5 temel ilke şunlardır:
Sürdürülebilirliğin çevresel boyutu, doğal kaynakların ekosistemlere zarar vermeden kullanılması ile ilgilidir. Çevrenin korunması ve doğal yaşamın devamı, sürdürülebilirliğin çevresel bileşeni kapsamına girmektedir.
Üretim ve tüketim sonucu meydana gelen çevre kirliliği, önüne geçilmezse gelecek nesillerin ihtiyaçlarını tehlikeye sokabilir. Kalkınmanın devamlılığı, çevresel boyutta sürdürülebilirliği sağlamak ile mümkündür.
Başka bir deyimle, ekonomik faaliyetlerin devam etmesi, dünyanın korunmasına gereksinim duymaktadır. Sosyal anlamda yaşam kalitesinin iyileştirilmesi de çevresel boyuttaki gelişmelerle yakından ilişkilidir.
Çevresel anlamda sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için biyolojik çeşitliliğin korunması ve doğal kaynakların düzensiz kullanımının önüne geçilmesi gerekmektedir. Böylece, hem günümüzde hem de gelecekte sürdürülebilirlik sağlanmış olacaktır.
Hiçbir ekonomik faaliyetin ve sosyal yapının çevresel etkenlerden bağımsız olarak değerlendirilemeyeceğini unutmamak gerekir.
Kullanılan Kaynaklar: Vikipedi, McKenzıe, S. (2004). Social Sustainability: Towards Some Definitions, Hawke Research Institute Working Paper Series No 27, Hawke Research Institute University Of South Australia Magill, South Australia 2004.