Blog
Yayın: 17 Sep 26Okuma Süresi: 4 dk
Türkiye, AB'ye SKDM kapsamı alüminyum ihracatında birinci sırada yer alıyor. Buna karşılık geçiş döneminde gerçek emisyon verisi kullanım oranı %64 ile dört sektör arasında en düşük seviyede kaldı. Bu iki verinin birlikte okunması, sektörün en büyük açığını gösteriyor: hacim yüksek, veri hazırlığı ise geride.
Alüminyumun karbon profilini anlamak için üretim zincirini ikiye ayırmak gerekir.
Birincil üretim, boksitten alümina, alüminadan elektroliz yoluyla metal üretimini kapsar. Emisyonun ezici bölümü elektroliz aşamasındaki elektrik tüketiminden gelir; buna ek olarak anot tüketiminden kaynaklanan doğrudan emisyonlar ve perflorokarbon salımları vardır. Elektrik kaynağına bağlı olarak birincil alüminyumun emisyon yoğunluğu, hidroelektrik kullanan bir tesisle kömür bazlı bir tesis arasında birkaç kat fark gösterebilir.
İkincil üretim, hurdanın yeniden ergitilmesidir ve enerji ihtiyacı birincil üretimin çok altındadır. Hurda SKDM kapsamında olmadığı için taşıdığı bir gömülü emisyon da yoktur; dolayısıyla ikincil üretimin emisyon yoğunluğu yapısal olarak düşüktür.
Türkiye'nin AB'ye alüminyum ihracatının önemli bölümü ekstrüzyon profilleri, saclar, folyolar ve işlenmiş ürünlerden oluşuyor. Bu ürünler zincirin aşağı ucunda yer aldığı için, hesabın belirleyicisi tesisin kendi prosesi değil, girdisidir.

Bir ekstrüzyon tesisinin kendi süreçlerindeki emisyon — homojenizasyon fırını, pres, yaşlandırma fırını, yüzey işlem — toplam gömülü emisyonun görece küçük bir bölümünü oluşturur. Sayının büyük bölümünü satın alınan bilet veya külçenin gömülü emisyonu belirler.
Bu, SKDM açısından net bir sonuç doğurur: ekstrüzyoncunun kendi tesisinde yapacağı verimlilik iyileştirmeleri, gömülü emisyonu sınırlı ölçüde değiştirir. Belirleyici olan, biletin hangi kaynaktan alındığıdır.
Yani alüminyum işleyicileri için en güçlü SKDM kaldıracı tedarikçi seçimi ve tedarikçiden veri alınmasıdır. Bu, satın alma biriminin SKDM hazırlığının merkezinde yer alması gerektiği anlamına gelir — sahada bu iş çoğunlukla çevre veya kalite birimlerine bırakılıyor.
SKDM'de dolaylı emisyonlar bugün yalnızca gübre, çimento ve aglomere demir için hesaba giriyor. Alüminyum, elektrik yoğunluğu en yüksek sektör olmasına rağmen kapsam dışı.
Bunun sonucu ilk bakışta çelişkili görünür: birincil alüminyumun emisyonunun büyük bölümü elektrikten geldiği için, dolaylı emisyonun dışlanması yüksek karbonlu elektrikle üretilmiş birincil alüminyumun hesapta görece hafif kalmasına yol açar. Gerekçe AB içindeki simetridir; AB'li üreticiler elektrik maliyetleri için dolaylı telafi mekanizmasından yararlanıyor.
Komisyon'un gözden geçirme raporunda bu dengenin değiştirilmesi öneriliyor: dolaylı emisyonların alüminyuma genişletilmesi ve AB'deki dolaylı telafi mekanizmasının kaldırılması. Genişleme gerçekleşirse alüminyum zincirinde hesap kökten değişir ve elektrik kaynağının kanıtlanması birinci sıraya çıkar. Elektrik tarafındaki kanıt kurallarını dolaylı emisyonlar, elektrik ve PPA yazısında ele aldık.
Kapsam, işlenmemiş alüminyumdan (CN 7601) başlayarak çubuk ve profilleri, telleri, sac ve levhaları, folyoları, boruları ve belirli alüminyum eşyayı içeriyor. Alüminyum hurdası kapsam dışı. Alümina ve alüminyum hidroksit gibi öncüllerin kapsama eklenmesi, gözden geçirme raporunda değerlendirilen başlıklar arasında.
Kapsamın 2028'de genişletilmesi önerilen 180 downstream üründe de alüminyum ağırlıklı bir yer tutuyor; listedeki ürünlerin girdisinin ortalama %79'u demir-çelik ve alüminyumdan oluşuyor.
Geçiş döneminde alüminyumda gerçek emisyon verisi kullanım oranının %64'te kalması, sektörün üçte birinden fazlasının varsayılan değerlerle raporlandığını gösteriyor. Uygulama döneminde bunun iki sonucu var.
Birincisi doğrudan maliyet: varsayılan değer, ülke ve rota ortalaması üzerinden hesaplanır ve üzerine sapma marjı eklenir. İkincisi rekabetçi konum: AB'li alıcı iki tedarikçiyi karşılaştırırken, doğrulanmış veri sunan tedarikçinin sayısı görünürken diğerinin sayısı ortalama üzerinden atanır. Düşük emisyonlu üretim yapan bir tesisin bu farkı gösterememesi, avantajın kaybı anlamına gelir.
Varsayılan değer ile gerçek veri arasındaki maliyet farkını varsayılan değer mi gerçek veri mi yazısında sayısallaştırdık.
Hayır. Hurda taşınan bir emisyon yükü getirmez, ancak ergitme ve işleme süreçlerinizin kendi emisyonları hesaba girer.
Öncül için varsayılan değer ve sapma marjı uygulanır. Bu, ürününüzün gömülü emisyonunu yukarı çeker ve fiyat rekabetinizi etkiler.
SKDM hesabı sektörel sertifikalara değil, doğrulanmış tesis verisine dayanır. Sertifikalar ticari iletişimde kullanılabilir, hesabın yerine geçmez.
Evet. Zincirin aşağısına inildikçe öncülün payı artar ve tedarikçi verisinin önemi büyür.
Öncül haritasının çıkarılması, tedarikçi veri talebinin kurgulanması ve gömülü emisyon hesabının oluşturulması konularında SKDM/CBAM muhasebesi ve raporlaması hizmetimiz kapsamında çalışıyoruz. Sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İletişime geçin
Burada okuduğunuz bir şey canlı bir projeye, bir raporlama tarihine veya değerlendirdiğiniz bir karara denk geliyorsa — faydalı bir görüşme yapmaktan memnuniyet duyarız.
Bize ulaşınSürdürülebilirlik hedeflerinizi konuşalım.