Blog
Yayın: 17 Sep 26Okuma Süresi: 5 dk
Türkiye, AB'ye SKDM kapsamı demir-çelik ihracatında dördüncü sırada yer alıyor ve geçiş döneminde gerçek emisyon verisi kullanım oranı %82 ile sektörler arasında en yüksek seviyede. Bu iki veri bir arada, sektörün mekanizmaya hazırlık açısından iyi bir noktadan başladığını gösteriyor. Ancak uygulama döneminde belirleyici olan şey veri toplayabilmek değil, doğru rotayı doğru şekilde belgeleyebilmek.
Çelikte gömülü emisyon, hangi hammaddeden yola çıkıldığına bağlı olarak kat kat değişir. Üç temel rota vardır:
Türk çelik sektörünün ağırlıklı olarak ark ocağı rotasında çalışması, SKDM açısından yapısal bir avantajdır. Ancak bu avantajın hesaba yansıması için rotanın doğru beyan edilmesi ve belgelenmesi gerekir; varsayılan değerler ülke ve üretim rotası bazında belirlendiği için, rota bilgisi hesabın giriş kapısıdır.
SKDM kapsamı listesinde hurda yer almaz. Bunun hesaba yansıması doğrudandır: hurda, gömülü emisyon taşımayan bir girdi olarak ele alınır. Kapsamdaki öncüllerin emisyonu nihai ürüne taşınırken, hurda için taşınacak bir emisyon yoktur.
Bu kural, hurda oranı yüksek üretimde emisyon yoğunluğunu belirgin biçimde aşağı çeker ve ark ocaklı üreticiler ile entegre üreticiler arasındaki farkı büyütür. Aynı CN kodundaki iki ürün, üretim rotasına bağlı olarak çok farklı SKDM maliyeti doğurabilir.
Komisyon'un kaçınma önlemlerine ilişkin revizyon önerisinde, tüketici öncesi hurdanın girdi emisyonu olarak kapsama eklenmesi gündemde. Bu değişiklik gerçekleşirse, üretim sürecinde ortaya çıkan ve yeniden ergitilen hurda için bir emisyon yükü doğacak ve hurda bazlı üretimin avantajı kısmen daralacak. Öneri, tüketim sonrası hurdayı kapsamıyor.

Çelikte hesabın en sık gözden kaçan kısmı öncüllerdir. Kapsamdaki bir öncülü satın alıp işleyen tesisin gömülü emisyonu, kendi prosesinin emisyonu ile satın aldığı öncülün emisyonunun toplamıdır. Tipik öncüller:
Yarı mamul satın alıp haddeleyen veya kaplayan bir tesis düşünelim. Kendi prosesindeki emisyon toplamın küçük bir bölümünü oluşturur; sayının büyük bölümünü satın alınan yarı mamul belirler. Tedarikçiden doğrulanmış veri alınamadığında öncül için varsayılan değer kullanılır ve üzerine sapma marjı eklenir — 2026'da %10, 2028'de %30.
Sonuç şudur: kendi verisi mükemmel olan bir tesis, tedarikçisinin veri politikası nedeniyle rekabet gücü kaybedebilir. Bu nedenle 2026'da yapılması gereken işlerden biri, kapsamdaki öncüllerin tedarikçi bazında haritalanması ve veri talebinin tedarik sözleşmelerine girmesidir.
Bugün demir-çelikte dolaylı emisyonlar hesaba girmiyor. Ark ocaklı üretimin emisyonunun önemli bölümü elektrikten geldiği için, bu dışlama Türk çelik sektörünün avantajını büyütüyor.
Komisyon'un gözden geçirme raporunda, dolaylı emisyon kapsamının demir-çelik, alüminyum ve hidrojene genişletilmesi ve buna paralel olarak AB'li üreticilere sağlanan dolaylı telafi mekanizmasının kaldırılması öneriliyor. Genişleme gerçekleşirse hesap yeniden kurulur: ark ocaklı üretimin doğrudan emisyon avantajı korunur, ancak şebeke emisyon faktörü üzerinden bir dolaylı emisyon yükü eklenir.
Bu senaryoda belirleyici olan, elektriğin kaynağının kanıtlanabilmesi olacak. Doğrudan teknik bağlantı ve elektrik satın alım anlaşmaları kabul ediliyor; Türkiye'de yaygın kullanılan YEK-G belgeleri bugün kabul edilmiyor. Konuyu dolaylı emisyonlar, elektrik ve PPA yazısında ele aldık.
Demir-çelik, SKDM'nin en geniş kapsamlı sektörü. CN 72 ve 73 fasıllarının önemli bölümü listede: ham demir, yarı mamuller, yassı ve uzun mamuller, teller, boru ve içi boş profiller, inşaat aksamı, depo ve tanklar, örgülü tel, vida ve civata gibi işlenmiş eşya.
Ancak kapsam bu fasılların tamamı değil. Ferro-alaşımların bir bölümü listede, bir bölümü dışarıda. Hurda kapsam dışı. Bu nedenle kapsam tespitinin sekiz haneli kod düzeyinde yapılması gerekiyor; fasıl düzeyinde yapılan eşleştirmeler hem yanlış pozitif hem yanlış negatif üretiyor. Kapsam tespiti yöntemini kapsamdaki ürünler ve CN kodları yazısında ele aldık.
Önerilen 180 ürünlük downstream listesi büyük ölçüde çelik ve alüminyum kullanan sektörleri hedefliyor: motorlu kara taşıtları ve şasileri, sanayi makineleri, metallerden eşya, taşıt parçaları, ev aletleri, inşaat ve kaldırma ekipmanları. Bu, çelik üreticisi açısından ikinci bir sonuç doğuruyor: bugün SKDM kapsamında olmayan yurt içi müşterileriniz, 2028'den itibaren AB'ye sattıkları ürünler için sizden emisyon verisi isteyecek.
Önerinin teknik bir ayrıntısı önemli: downstream ürünlerde yalnızca SKDM kapsamı girdinin emisyonu dikkate alınacak. Yani bir makinenin gömülü emisyonu, içerdiği çelik ve alüminyumun emisyonu üzerinden kurulacak. Bu da çelik üreticisinin verisini, kendi ihracatının ötesinde bir zincire taşıyor.
Genellikle hayır. Varsayılan değerler ülke ve rota bazında belirlense de üzerine sapma marjı ekleniyor. Emisyon yoğunluğu rota ortalamasının altında olan tesisler için gerçek veri belirgin bir kazanç sağlıyor.
Emisyon verisinin kaynağı üretim tesisidir; aradaki ticaret şirketi bu veriyi üretemez. Talep, zincir uzasa da üreticiye ulaşır.
Hesap üretim süreçleri düzeyinde kurulur; her rotanın çıktısı ayrı ayrı değerlendirilir. Ürünün hangi rotadan çıktığının izlenebilir olması gerekir.
İki rejim ayrı ayrı işliyor; biri miktar ve tarife tarafında, diğeri karbon maliyeti tarafında sonuç doğuruyor. İhracat planlaması yapılırken ikisinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Üretim rotasının doğru beyanı, öncül haritasının çıkarılması ve gömülü emisyon hesabının kurulması konularında SKDM/CBAM muhasebesi ve raporlaması hizmetimiz kapsamında çalışıyoruz. Sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İletişime geçin
Burada okuduğunuz bir şey canlı bir projeye, bir raporlama tarihine veya değerlendirdiğiniz bir karara denk geliyorsa — faydalı bir görüşme yapmaktan memnuniyet duyarız.
Bize ulaşınSürdürülebilirlik hedeflerinizi konuşalım.